Nazlı Ilıcak Kimdir

Showing posts with label 2011 seçim. Show all posts
Showing posts with label 2011 seçim. Show all posts

Kılıçdaroğlu da helâllik istesin

Nazlı Ilıcak

Erdoğan, helâllik isteyince, baktım, Kemal Kılıçdaroğlu, "Önce özür dile" diyor. Oysa onun da kusur hanesi bir hayli dolu. Sadece Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'ye atılan iftiralar yeter. Seçim süresince, Kılıçdaroğlu, Mehmet Özhaseki'ye yönelik yolsuzluk söylemini sürdürdü. Meselâ, "Neden iktidar 2 tane mülkiye müfettişini Kayseri'ye göndermiyor?" diye sordu. Oysa CHP Genel Başkanı, mülkiye müfettişlerinin, sadece idari yönden araştırma yapabileceğini ve bilgileri, İçişleri Bakanlığı'na intikal ettirdikten sonra, bakanlığın, belediye başkanı hakkında soruşturma açacağını biliyor. Rüşvete ilişkin iddiaları sonuca bağlamak ise, mahkemelerin işi. Ve bu iddialardan dolayı, hem Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, hem de belediyede çalışan 50 üst düzey görevli hakkında 13 Mart 2008 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı vermişti.
Bu hikâyenin devamı da var. Yeniden soruşturma açılsın diye CHP milletvekili Atilla Kart, Kayseri'ye gitti. Mahkemeye "yeni deliller" sundu. Bu yeni deliller arasında öne çıkan 3 tanesini sizlerle paylaşmak isterim:
1) Kart, İmar Daire Başkanı Hüseyin Taşkaraca'nın 1.5 trilyon lira değerinde 27 bin metrekarelik arazisi ve Jaguar'ı olduğunu iddia etti. Bu haber, "Jaguar'lı Daire Başkanı" başlığıyla Milliyet gazetesinde yer aldı. Ya gerçek neydi? Taşkaraca'nın, 29 metrekarelik bir arsası vardı. Büyük bir arazinin 600/1 hissesi, dedesinden miras kalmıştı. Ayrıca Milli Emlâk'tan 1475 metrekarelik hisseli bir tapuyu 2 bin 600 liraya satın almıştı. Özhaseki, haberi yapan Fikret Bilâ'ya açıklama gönderdi. Fikret Bilâ, belgeleri inceledi ve Mehmet Özhaseki'den özür diledi. Tekzip, Milliyet gazetesinde yayınlandı.
2) Atilla Kart'ın ikinci iddiası, Kayseri Personel Daire Başkanı Erol Bedir ile ilgiliydi. Bedir'in 150 dairesi olduğunu ileri sürüyordu. CHP, bu haberi de, Kayseri'nin yerel gazetelerinde, "150 daireli Daire Başkanı" diye yayınlattı. Peki gerçek neydi? Erol Bedir, Büyükşehir'de işe başlamadan 2 yıl önce, 1996'da, Antalya'da tarla almıştı. Sonra buraya imar gelmişti. Müteahhit ile kat karşılığı anlaşmıştı. Meselenin Kayseri ile bir ilgisi yoktu. Ve arsa, daha doğrusu tarla, 1996 yılında alınmıştı.
3) 3'üncü iddia, Kayseri İmar Komisyonu Başkanı Mehmet Tarınç'ı hedef almıştı. "Talas'ta, 350-400 dairesi var" denilerek, mal varlığındaki artışın hesabı soruluyordu. Oysa Mehmet Tarınç'a Talas'taki arsa dedesinden kalmıştı. Ve müteahhit kat karşılığı sadece 3-4 daire veriyordu.
***
Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kılıçdaroğlu'na hakaret davası açtı. Hakaret davasında Kılıçdaroğlu'nun avukatı kendisini nasıl savundu dersiniz? "Müvekkilim, Özhaseki'ye suç isnat etmedi. Sadece ana muhalefet görevi icabı, iddialar incelensin dedi. Zaten, matufiyet de belli değildir." Bir başka ifadeyle, Özhaseki kastedilmemiştir.
Bütçe konuşmaları sırasında, konuşmasının önemli bir kısmını Kayseri Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk iddialarıyla dolduran ve seçimlerde de, sürekli Kayseri'deki yolsuzluktan söz eden Kılıçdaroğlu, meğer Özhaseki'yi hedef almamış!!!
Seçim gecesi, Show TV'de, CHP'nin başarısızlığını açıklarken, Genel Başkanın bu iftiracı tavrını da eleştirdim. Çiçeği burnunda taze milletvekilleri, bana çok öfkelendiler. Ama ben doğruyu söylüyordum. Kılıçdaroğlu'nun yöntemi şudur: "İftira at, izi kalsın" Keşke o da, Özhaseki'den helâllik isteseydi; özeleştiri yapsaydı. Bunu bile yapmayan Genel Başkanın, kusura bakmayın ama, ayıbını örtmeye hiç gayret etmem. Taaa ki, kamuoyundan özür dileyene kadar.

Kaynak: 18 Haziran, 2011, SABAH Gazetesi

Hatip Dicle, milli irade ve beklentimiz

Nazlı Ilıcak
Bu seçimin ikinci en başarılı partisi, BDP. CHP'nin milletvekili sayısının artması, idari düzenlemeden kaynaklanıyor. Oysa BDP, seçmenini de çok iyi organize ederek, her adayının seçilmesini sağladı. Baraj olmayıp, parti halinde seçime katılsalardı, hem daha fazla oy alırlar, hem de daha fazla milletvekili çıkarırlardı. Hal böyleyken, Yargıtay tasdik etti diye Hatip Dicle'nin milletvekilliği düşürülmemeli. Kimileri, CHP ve MHP listelerinden seçimlere katılan Ergenekon/ Balyoz sanıklarını kastederek, "Hapisten çıkarılsınlar, arkalarında milli irade var" yorumunu yapıyor. Oysa milli irade, Ergenekon'dan yargılanan hiçbir milletvekili adayını (Çetin Doğan, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek vs) Meclis'e göndermedi. Diğerleri ise, CHP ve MHP adayı oldukları için seçildi. Ama Hatip Dicle, doğrudan doğruya seçmenin iradesiyle milletvekili oldu. Kaldı ki, düşünce özgürlüğü kapsamında mütalâa edilecek bir cümle sarf etmiş. Bizim için şoke edici, itici, rencide edici olabilir seslendirdiği düşünceler. Fakat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Handyside kararı kapsamında bir değerlendirme yapmak gerekiyor. 2007'de Dicle, "Ordunun operasyonları durmadığı takdirde, onlar da meşru müdafaa haklarını kullanırlar" demiş. Konuşmasının tümüne baktığınızda, şiddeti övmüyor, ya da teşvik etmiyor. Sadece, bu durumda barışın bozulabileceğini ifade ediyor ve bundan dolayı üzüntü duyacağını söylüyor.
Zaten, "Terör örgütünün propagandasını yapmayı" cezalandıran Terörle Mücadele Kanunu'nun 7'nci maddesinin 2'nci fıkrası sorunlu. Mahkemeler "Sayın Öcalan" sözünü de suç kapsamına alıyor. BDP'li olup da, "Sayın Öcalan" demeyen mi var? Meclis, tatile gitmeden önce, bir iyi niyet gösterisi olarak, Terörle Mücadele Yasası daha demokratik bir hale getirilirse, hem Hatip Dicle sorunu halledilir, hem de yeni anayasa için uzlaşma zeminine doğru ilk adım atılmış olur.
Kaynak: 17 Hazıran, 2011; Sabah Gazetesi